Bu yazıda, sosyal medyada karşıma çıkan vahşi bir klip sayesinde keşfettiğim ve peşine düştüğüm 2008 yapımı Rus distopik gerilimi Terra Nova (Novaya Zemlya)'yı inceliyorum. Mahkumların donmuş bir adaya bırakılması ve anında patlak veren kaos... Bu sahne beni öyle sardı ki filmin tamamını bulup izlemek zorunda kaldım. İşte karşınızda, hapishane draması, hayatta kalma gerilimi ve yamyamlığı harmanlayan, insan doğasının karanlık dehlizlerinde gezinen unutulmaz bir yapım. Filme 10 üzerinden 8 puan veriyorum!
Konusu: İnsanlığın En Karanlık Laboratuvarı
Film, yakın bir gelecekte (2013 civarı) geçiyor. Dünya genelinde idam cezasının kaldırıldığı, hapishanelerin tıklım tıklım olduğu bir dönemde, uluslararası organizasyonlar (filmin alt metninde bu fikirlerin arkasında Amerikalıların olduğu hissettiriliyor) radikal bir deneye karar verir. Ömür boyu hapis cezasına çarptırılmış azılı mahkumlar, Kuzey Buz Denizi'ndeki ıssız Novaya Zemlya adasına götürülür. Amaç: İnsanların, hiçbir kural ve otorite olmadan, kendi başlarına bırakıldıklarında nasıl bir toplum kuracaklarını gözlemlemektir.
Adada onlara barakalar, bazı aletler, sınırlı miktarda temel gıda ve kıyıda yüzen bir buton bırakılır. Eğer kurtarılmak isterlerse, o butona basacaklardır. Özgürlük ama aynı zamanda tam bir başıboşluk. Ve kaos neredeyse anında başlar.
Filmin Detayları
- Yönetmen: Aleksandr Melnik
- Başrol Oyuncuları: Konstantin Lavronenko, Andrei Feskov, Marat Basharov
- IMDB: 6.6/10 (2.200+ oy)
- Kinopoisk: 7.0/10 (37.000+ oy) - Rusya'da çok daha fazla ilgi görmüş
- Tür: Distopik Gerilim, Dram, Hayatta Kalma
- Çıkış Tarihi: 28 Ağustos 2008 (Rusya)
- Bütçe: ~12 Milyon $ / Gişe: 2.2 Milyon $
- Çekim Yerleri: Rusya, Ukrayna, Malta, Norveç
Filmin Çarpıcı Yapısı ve Temaları
1. Sineklerin Efendisi'nin Buzlu Versiyonu: Mahkumlar adaya adım atar atmaz, uygarlığın incecik kabuğu paramparça olur. Bir Çeçen grup hızla örgütlenir, baltalar ve bıçaklarla kontrolü ele geçirir. Daha ilk gece, toplu katliamlar başlar. Hayatta kalanlar, adada kendi çarpık toplumlarını yeniden inşa ederler. Bir grup "üst sınıf" ve gardiyan olur, diğerleri yeniden mahkuma dönüşür. Hapishane müdürü olmak isteyen mahkum, şimdi gerçekten bir "müdür" olmuştur. İroni, filmin en güçlü silahlarından biridir.
2. Yamyamlık: Uygarlığın Son Durağı: Film, açlık ve hayatta kalma içgüdüsünün insanları nerelere sürükleyebileceğini göstermekten çekinmiyor. Yiyecekler tükendiğinde, mahkumlar yamyamlığa başvuruyor. Bu sahneler o kadar ham ve rahatsız edici ki, izleyici olarak içinizde derin bir tiksinme ve sorgulama başlıyor. Siz olsanız ne yapardınız?
3. Ufak Bir Umut Kıvılcımı: Eski Pilot Zhilin: Filmin merkezinde, eski bir pilot olan ve ömür boyu hapis cezası alan Zhilin (Konstantin Lavronenko) var. O, diğerlerinden farklı olarak adanın yüksek bir noktasında tek başına yaşamayı seçiyor. Kış onu aşağı inmeye zorladığında, kampın bir kabusa döndüğünü görüyor. İşte tam bu noktada Zhilin, mahkumlara bir umut sunuyor: Adada enkaz halinde bulduğu bir uçağı tamir edip kaçabileceklerini söylüyor. Bu küçük umut kıvılcımı, vahşi ve yamyam grubu neredeyse işbirliğine dönüştürüyor. Film, umudun dönüştürücü gücünü çarpıcı bir şekilde gösteriyor.
4. Amerikan Karşıtlığı mı, Sistematik Eleştiri mi? Filmin alt metninde, bu tür insanlık dışı deneylerin arkasında Amerikalıların olduğu iması güçlü bir şekilde hissediliyor. Adadaki ilk grup Rus mahkumlardan oluşurken, ikinci gemiyle getirilenler Amerikalı mahkumlar. Bu, filmin yapıldığı dönemin Rusya'sındaki siyasi iklimi yansıtan ilginç bir detay.
Performanslar ve Görsellik
- Konstantin Lavronenko (Jilin): Filmin taşıyıcı kolonu. Sessiz, güçlü ve umudu temsil eden performansıyla, Zhilin karakterine derinlik katıyor.
- Görsellik: Novaya Zemlya'nın acımasız Arktik manzaraları, filmin kasvetli atmosferini mükemmel bir şekilde tamamlıyor. Karla kaplı adanın soğuk mavileri, kan kırmızısıyla çarpıcı bir tezat oluşturuyor.
Neden Bu Film Batı'da Keşfedilmedi?
Rotten Tomatoes'da hiçbir eleştirmen puanının olmaması, filmin Batı'da neredeyse hiç gösterime girmediğini gösteriyor. Gişe başarısızlığı (12 milyon $ bütçeye karşı sadece 2.2 milyon $ hasılat) ve dağıtım sorunları, bu gizli cevherin keşfedilmesini engellemiş. Ancak Rusya'da Kinopoisk'teki 7.0 puanı ve 37 binin üzerindeki oy, evinde ne kadar sevildiğinin kanıtı.
Sonuç: İzlemeli misiniz?
Terra Nova (Novaya Zemlya) , zayıf bir mideyle izlenecek bir film değil. Ancak, insan doğasının karanlık derinliklerine dalmaktan korkmayan, düşündüren ve rahatsız eden bir başyapıt arıyorsanız, kesinlikle bulup izleyin.
Evet, izlemelisiniz eğer:
- Lord of the Flies tarzı, uygarlığın çöküşünü anlatan hikayeleri seviyorsanız.
- İnsan doğasının karanlık yönünü sorgulamaktan hoşlanıyorsanız.
- Distopik filmlerin, özellikle de az bilinen Doğu Avrupa yapımlarının peşindeyseniz.
- Yamyamlık gibi rahatsız edici temaları işleyen cesur sinema örneklerine açıksanız.
Hayır, izlemeyin eğer:
- Grafik şiddet ve rahatsız edici sahnelerden hoşlanmıyorsanız.
- Filmin 2008 yapımı olması ve Batı standartlarında bir prodüksiyon kalitesi bekliyorsanız.
- Daha hızlı tempolu, aksiyon dolu yapımlar arıyorsanız.
Özetle: Terra Nova, keşfedilmeyi bekleyen, vahşi ve felsefi bir buzdağı. İzledikten sonra günlerce aklınızdan çıkmayacak sahneleri ve sorgulamalarıyla, distopya severlerin kütüphanesinde mutlaka yer alması gereken bir film.
Peki ya siz? Terra Nova (Novaya Zemlya) filmini izlediniz mi? Sizi en çok yamyamlık sahneleri mi, yoksa uçağın getirdiği umut ışığı mı etkiledi? Yorumlarda düşüncelerinizi paylaşın!
Ayrıca, bana önerebileceğiniz, benzer şekilde insan doğasının karanlığını işleyen, az bilinen distopik veya hayatta kalma temalı başka filmler var mı? Bir sonraki avım için önerilerinizi bekliyorum!



Hiç yorum yok:
Yorum Gönder