Yılın en iyi filmi ve masalı bir aşk öyküsü: The Shape of Water (2017)


Yönetmen: Guillermo del Toro
Oyuncular: Sally Hawkins
Michael Shannon
Richard Jenkins
Doug Jones
Michael Stuhlbarg
Octavia Spencer
Tür: Macera, Dram, Fantastik, Romantik
Yapım: ABD - 2017
Puan: 10

2017 yılında çok dikkat çeken ve en iyiler arasında gösterilen birkaç film vardı. Bunlardan özellikle üç filmi en baştan izleyeceklerim listesine almıştım. İlk önce “Get Out” filmini izledim ve kesinlikle güzel bir yapımdı. Geçenlerde “Three Billboards…”u izledim ve beklentileri kesinlikle karşıladı. En son olarak da bu yılın Oscar töreninde “En İyi Film” ödülünü alan filme geldi sıra:  Suyun Sesi (The Shape of Water - 2017).

Belki kimilerine göre Oscar “Three Billboards…” filmine verilmeliydi. Ama ben The Shape of Water (2017) filminin ister konusu, anlatımı, yapımı ve görselliği ile Oscar’ı hak ettiğini düşünüyorum. En başta filmin görsel yönünü çok güçlü buldum. Özellikle filmdeki bu yaratığın yapımı o kadar güzel ki alkışı hak ediyor. Zaten eğer sadece bu yaratığın çizimi, kostümün yapımının kamera arkası görüntülerini izlerseniz ne kadar büyük emek harcandığını görürsünüz.

Öte yandan böyle bir yaratık çizmek ve yapmak da kolay değil. Filmin kamera arkası görüntülerinde yönetmen Guillermo del Toro, nasıl bir yaratık hayal ettiğini anlatıyor ve şu cümlesi çok önemli: “Ben âşık olunabilecek bir yaratık istiyorum.” Bir yandan “yaratık” kelimesi hep olumsuz anlamda, öteki ve korkulan bir şey olarak kullanılıyor. Ancak buradaki yaratığın hem gerçek bir yaratık gibi olması gerekiyor, hem de filmin ana karakterinin âşık olabileceği sevecenliğe de sahip olması gerekiyor. İşte Guillermo del Toro burada bunu başarabilmiş.

Guillermo del Toro zaten bu tür filmlerin ve yaratıkların yönetmenidir. Onu Pan's Labyrinth (2006), Hellboy (2004) ve Pacific Rim (2013) gibi filmleri ve bu filmlerdeki benzer yaratıkları ile biliyoruz.

The Shape of Water (2017) filminin konusuna gelirsek; ABD, Baltimore ve yıl 1962. Gizli bir devlet tesisi. Film burada çalışan ve konuşma engelli bir kadının günlük yaşamı ile başlar. Elisa Esposito, bebekken aldığı bir yara sonucu konuşamıyor, ancak duyabiliyor. Hayallerinde ve rüyalarında ise hep sudan bir dünya var.

Bu askeri tesise bir gün Amazon’da yakalanan ve bölge yerlilerinin tanrı olarak gördüğü bir yaratık getirilir. İnsana benzen bir amfibiyen. Bu yaratığa tesiste üç farklı türde yaklaşım var. Tesisin yöneticisi Albay Richard Strickland, yaratığı bir canavar olarak görür ve sürekli işkence eder. Konuşamayan bir yaratıktan işkence ederek ne elde etmeye çalışıyorsa artık. Diğer bir yaklaşım bilim adamı olan Dr. Robert Hoffstetler / Dimitri Mosenkov’un (Amerikalı bilim adamı olarak görünen Sovyet casusu bilim adamı) yaklaşımıdır. O, yaratığa bir yandan şefkatle yaklaşırken, temel amacı onun özelliklerini bilimsel amaçlar, özellikle de Sovyetler’in çıkarları için kullanmak.

Konuşma engelli temizlikçi Elisa Esposito için ise bu yaratık tamamen farklı bir şey ifade eder. En başta her ikisi de konuşamıyor. Ancak yaratık konuşamasa da çok yakında onun zeki olduğunu ve kendisi gibi işaret dilini öğrenebildiğini görür. Ona yemek getirir, müzik dinletir ve ikisi arasında bir bağ oluşur, bir aşk yaşanır.

Masallardaki gibi çirkin ile güzel arasında, bu filmde de yaratık ile bir insan arasında eşi görülmemiş bir bağ ve duygular ortaya çıkar. Zaten filmin yapım tarzı, sunuşu ve müzikleriyle tam bir masalsı atmosfer oluşturuyor. Tabii bu aşkın çok süremeyeceğini düşünür izleyici. Çünkü bir gün sabrı tükenen askeri yönetim, yaratığın sırlarını çözmek için bu sefer de içini incelemeye karar verirler. Yani onu öldürecekler.

Diğer yandan ise Sovyetler de ya bu yaratığı ele geçirmeye ya da ABD’ye de kalmaması için öldürmeye karar verirler. Bu noktadan sonra her şey konuşma engelli temizlikçi Elisa ve onun birkaç arkadaşına kalmıştır. Âşık olduğu yaratığı kurtarmak için yeterli cesareti kendinde toplayabilecek mi?
 

Yorumlar

  1. Ben Three Billboards…'cuyum :-) Bence en iyi film Oscar'ını o almalıydı. Suyun Sesi'ni sinemada izlemeş ve hiç sevmemiştim. Del Toro'nun filmleri bana hitap etmiyor.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Del Toro'nun kendine has tarzı var. Zaten yazıda örnek verdiğim filmlerinin türünü herkes sevmez. Ama yine de adam işini biliyor.

      Sil
  2. Kamera arkası çok etkileyiciydi evet...
    Aslında film de etkileyiciydi. İhtimaller dahilin de görsem de ben de 3 Billboards cılardandım Oscar konusunda...

    Güzel yorumdu, teşekkürler...

    YanıtlaSil
  3. oskar anketlerinde tek favorim bu film ve toro idi :)

    YanıtlaSil

Yorum Gönder