Yaratan ile yaratılan arasındaki ilişkiyi inceleyen film: Prometheus (2012)


Yönetmen: Ridley Scott
Oyuncular: Noomi Rapace
Michael Fassbender
Guy Pearce
Idris Elba
Logan Marshall-Green
Charlize Theron
Tür: Bilim Kurgu,  Gizem,  Macera
Yapım: ABD - 2012
Puan: 9

Prometheus (2012), Yaratık serisinin beşinci filmi ancak orijinal serinin öncesindeki olayları anlatıyor. Daha da açarsak, yaratığın nasıl ortaya çıktığını anlatıyor. Buna ek olarak filmde en çok dikkatimi çeken husus ise yaratan ve yaratılan arasındaki ilişkiyi işlemiş olmasıdır.

İnsanlığın hep sorduğu en önemli tek bir soru var. İnsanı kim yarattı ve neden? Bu soruya temelde iki farklı bakış açısıyla cevap veriliyor. Birincisi dini açıdan insanın Allah (Tanrı) tarafından yaratıldığı açıklamasıdır. Bu da inanç ya da inanmak ile ilgilidir. Ki filmde de bilim insanı ekibinin başı Dr. Elizabeth Shaw sürekli inanca vurgu yapar ve boynunda da haç taşır. 

İkincisi ise insanın varlığının kaynağına ilişkin verilen cevap pozitivist bakış açısı ve Darwin’in Evrim kuramı ile ilgilidir. İnsan, bir dizi moleküler değişim sonucu biyolojik olarak evrim geçirerek bugünkü halini almıştır.


İşte Prometheus (2012) filmi de bu her iki bakış açısına göre yaratan ile yaratılan arasındaki ilişkilere değiniyor. Filmin konusu kısaca şöyle: Arkeologlar Elizabeth Shaw ve Charlie Holloway, dünyanın farklı bölgelerinde yaptıkları kazılarda, taşlar üzerinde eski uygarlıklara ait bir dizi çizimler keşfederler. Hepsi de insan, insanın taptığı “tanrısal” ve kocaman varlıklar ve bu varlıkların gökyüzünde gösterdiği bir dizi yıldızı tasvir ediyor. Bu yıldızların dizilimi bütün çizimlerde de aynıdır.

Elizabeth Shaw, bu resimleri insanlar ve onları yapan “Mühendis” (Engineer) ismini verdikleri tanrılar olarak yorumlar. Çizimlerdeki gezegenleri ise bir harita ve buraya bir davet olarak görür. Bu bilim kadınının amacı insanı yapan Mühendis’leri bulmak ve bir dizi cevap almaktır. En başta da bilimsel kimliğinin kabul etmediği “yaratıcı”ya olan inancını doğrulamaktır. 

David isimli yapay zekâ bir android robotun idaresinde hedefleri olan gezegenin ayına gelen araştırma ekibi, uyku (stasis) halinden uyanır ve onlara görevleri ile ilgili bu bilgiler verilir. Neredeyse tamamı farklı alanda bilim insanlarından oluşan topluluğun ilk tepkisi, ‘Darwin’in 300 yıllık Evrim teorisini bir kenara mı atalım mı şimdi?’ olur (Filmdeki olayların 2089 yılında geçiyor). Çünkü önlerinde duran ayda insanı yaratan “Mühendis” ismini verdikleri yaratıcıları ile karşılaşmayı bekliyorlar.

Prometheus isimli uzay gemisiyle gelen ekip, burada “Mühendis”lerin çoğunu ölü olarak bulur. Bu “yaratıcı” olarak gördükleri türün DNA’sı ile insan DNA’sının tamamen aynı olduğunu öğrenirler. Ayrıca Mühendis’lerin 2000 yıl önce kendi yaptıkları biyolojik bir silahın kurbanı olduklarını ve bu silahın da aslında Dünya’da insanları yok etmek amaçlı yapıldığını şaşırarak anlarlar. 

Şimdi geldikleri gezegende cevaplar bulacaklarını umarken çok daha fazla soru ortaya çıkar. Mühendis’ler neden insanları yaptı ve neden daha sonra hepsini bir kitle imha silahı ile yok etmeye çalıştı?

Bu arada “yaratıcı” olarak gördükleri bu varlıkların da ölümlü olmasına alaycı bir tavırla David yorum yapar: “Demek bunlar da ölümlüdür.” Çünkü kendisini ölümsüz olarak görüyor.

Prometheus ekibi sonunda sağ olan tek “Mühendis”i bulur. Bu keşif gezisini organize ve finanse eden ihtiyar işadamı Peter Weyland onlardan kendisinin daha uzun yaşaması için yardım ister. Bu aslında uzay yolculuğunun asıl ve herkesten gizlenen amacıdır. Tabii insana benzeyen ama çok daha büyük ve güçlü olan bu Mühendis herkesi öldürür ve android David’in de kafasını koparır. Ayrıca 2000 yıl önce yarım kalan ve insanlığı Dünya’dan tamamen silme işine kaldığı yerden devam etmek ister.


Tabii bu arada Mühendis’lerin keşfi olan siyah bir sıvıdan türeyen yaratık da işe koyulmuştur ve olaylar daha da karışır. Elizabeth Shaw ise hâlâ sorularına cevap arar: “Neden bizi yaptınız ve neden şimdi de yok etmek istiyorsunuz?” Ancak bu sorularına bu gezegende cevap bulamayacaktır. Onun yerine işlerin en sarpa sardığı bir anda haçına ve inancına bir daha sarılır ve Tanrı’dan özür ve yardım diler. 

Filmde ne ana karakter Elizabeth Shaw ne de izleyici sorulan sorulara cevap bulamayacaktır. Film bütün soruları askıda ve daha çok da izleyicinin cevaplamasına bırakır. Ancak bir yandan da filme “Prometheus” adı verilmesi ile Yunan mitolojisine gönderme yapar. Prometheus’un ateşi Zeus’tan çalarak insanlara vermesi ve yardım etmesini, bunun sonucu da sonsuza kadar kayalıklara zincirlenmesini hatırlarsınız.


Film her ne kadar kendi sorduğu birçok soruyu cevapsız ve izleyicinin cevaplamasına bıraksa da bir soruya en başta, filmin girişinde hafif bir cevap niteliğinde bir yanıt veriyor. İnsan şeklindeki “Mühendis” grubundan biri, içtiği siyah bir sıvı sonucu DNA’sına kadar parçalanır ve bir nehre karışarak yok olur. Bu da yinen Yunan-Roma ve Aztek mitolojilerinde tanrının insanı kendi suretinde, kendinden bir parçadan yaratmasına göndermede bulunur.

Yorumlar